Erzincan’ın Kemah ilçesinde 1454 yılında inşa edilen Gülabibey Camii, özgün mimarisi ve tarihi atmosferiyle 571 yıldır ayakta kalmayı başarıyor. Barok mihrabı ve ahşap yapısıyla dikkat çeken cami, hem ibadethane hem de kültürel miras niteliğinde.
Anadolu’nun tarih kokan ilçelerinden Kemah’ta yer alan Gülabibey Camii, 571 yıldır ayakta kalarak adeta zamana meydan okuyor. 1454 yılında Emir Gülabibey tarafından inşa ettirilen cami, hem Osmanlı mimarisinin zarafetini hem de Anadolu’nun manevi mirasını günümüze taşıyor.
Tarihi Çarşı Mahallesi’nde konumlanan cami, kare planlı yapısı ve ahşap direklerle desteklenen mimarisiyle öne çıkıyor. Yaklaşık 400 metrekarelik bir alana kurulu olan Gülabibey Camii, özellikle barok tarzında inşa edilen mihrabıyla sanat tarihçileri ve mimari meraklılarının ilgisini çekiyor.
Mihrabın çevresindeki ince taş işçiliği ve mukarnas detayları, dönemin ustalık anlayışını gözler önüne seriyor. Beş sahınlı iç düzeni, estetikle bütünleşen ahşap süslemelerle camiye derinlik kazandırıyor.
Tek şerefeli minaresi, kare kaide üzerine oturtulmuş kesme taşlardan inşa edilmiş. Yüzyılların yükünü omuzlarında taşıyan bu minare, hâlâ dimdik ayakta ve her gün semaya yükselen ezan sesiyle Kemah sokaklarında yankılanıyor.
Sadece bir ibadet yeri olmanın ötesine geçen Gülabibey Camii, bölge halkı için aynı zamanda bir kültür ve maneviyat merkezi olarak kabul ediliyor. Osmanlı estetiğiyle Anadolu ruhunu harmanlayan yapı, hem yerli halkın hem de tarih ve mimariye ilgi duyan ziyaretçilerin uğrak noktası olmaya devam ediyor.
Gülabibey Camii, geçmişle günümüz arasında güçlü bir bağ kurarken, Anadolu topraklarının kadim mirasını gelecek nesillere aktaran nadide yapılar arasında yerini koruyor.

